AHMET GÜNER SAYAR - OSMANLI'DAN 21. YÜZYILA KÜLTÜREL, EKONOMİK VE DEVLET FELSEFESINDEKİ DEĞİŞMELER"

Bu haberi bir arkadaşıma gönder

Bu haberi arkadaşıma gönder.


Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Arkadaşınızın Adı Soyadı
Arkadaşınızın E-Mail Adresi

30.3.2002 - Hocamız Sn. Prof Dr. Ahmet Güner Sayar' ın "Osmanlı'dan 21. yüzyıla Kültürel, Ekonomik ve Devlet Felsefesindeki Değişmeler" başlıklı toplantısında mezunlarımız ve öğrenci arkadaşlarımızla beraber olduk.


30 Mart Cumartesi günü Prof.Dr.Ahmet Güner Sayar hocamızı derneğimizde bir akşam söyleşisi için konuk olarak davet ettik. Programladığımız bu akşam söyleşisinde derneğimizde dernek başkanımız, yönetim kurulundan üyelerimiz , mezunlarımız , öğrencilerimiz ve e-grubumuzdan aktif üyelerimiz de bulundular.




19:30 da başlayan yaklaşık 40 kişinin katılımıyla gerçekleşen bu akşam söyleşisinde , Prof.Dr.Ahmet Güner Sayar Hocamız bizlere ‘Osmanlıdan 21 .yüzyıla Kültürel , Ekonomik ve Devlet Felsefesindeki Değişmeleri’ anlattı. Hoş bir sohbet havasında geçen bu söyleşi, hocamızın konuklarımızdan gelen soruları yanıtlamasıyla 22.30 son buldu.



PROF. DR. AHMET GÜNER SAYAR‘IN KONUŞMASI (30 MART 2002)

Kendimi evimde gibi hissediyorum. Karşınızda sınıfını geçmiş bir konuşmacı var. Dikkat ederseniz benim iktisada dair bir kitabım yok. Tavsiye ederim; istediğiniz her şeyi okuyun. Babam Abbas Sayar, rahmetli,Yozgat’ta benim doğumumla eş bir gazete çıkardı; Bozok gazetesi ve isterdi ki hep orada bir şeyler yazayım. Babam, doğuştan güçlü bir kalemi olan, çok güzel şiir yazan biri. Aruzla yazıyor; serbest yazıyor; heceyle yazıyor Yunus Emre’yi Aşık Veysel’e bağlayan, Orta Anadolu çizgisinde kendine has kalıpları var.

“Ben bu dağda kuş olmadan

Vurulandan biri oldum,

Hayalimde düş olmadan,

Görülenden biri oldum” Veya

“ben sılasız bir Kerem’im,

Acep benim Aslım var mı,

yol yordam bilmez giderim,

Acep benim aslım var mı,



Ferhat dağları yarmadan,

Mecnun Leyla’yı görmeden,

Kerem Aslı’yı sarmadan,

Acep benim Aslı’m var mı?”

İşte o yaştan itibaren kafanız bileyleniyor, bazı şeylere. Burada mistisizm ağır basıyor. Bir muhayyer sevgili. Nihayet hayat nehrimin İngiltere’de akması beni ters yüz etti. Gerçi burada da akılla yoğrulduğumuz söylenebilir. Dünyaya ait olmak söylenebilir ama bu defa da dünyaya bizim kuşağımız yani ben 68’li olduğum için söyleyeyim, dünyaya ait olmak artık Türkiye’yi değiştirmeden geçiyor. Fakat Türkiye’yi hangi norma göre değiştireceksin? Bunu tahkik etmezsen sana “norm” verirler. Bu da terslik tabii. Dünyaya ait olmadan dünyayı değiştirmek olmaz. Batı insanının en faziletli yanı dünyayı değiştirirken son derece temkinli hareket etmesi ve bu işte aceleci olmamasıdır. Dünyayı keşfetmede aklın güdümünde objektif bilginin rehberliğinde maddeyi kuşatırken aceleci olmadıklarından hata payları da küçüktür.

Hayat nehrimin İngiltere’de akmasının bu işi ters yüz ettiğini söylemiştim. Objektif, subjektife bu defa hiç yer vermiyor. Her şey kendine göre bir hesaba dayalı. İş, dünyaya maddeye yönelmede; maddeye nüfuz etmede. Akıl denen şeyi görüyorsunuz. Allah’a müteşekkirim ki beni yaşayan en iyi iktisat filozofuna öğrenci yaptı. Şimdi bu hocam, 90 yaşında. Kafasında bir titreklik yaşayamadım. Buradan söylemek istediğim hadise, o insanın aklının karşısında durduğum zaman sizi temin ederim ki Niyagara şelalesinin karşısında duran bir insan gibisiniz. Tabi vuruyor akıyor sürüklüyor. Arkasında muazzam gelenek var. Bir ucu David Hume’a kadar uzanan bir ucu Karnap’tan, Viyana çevresinin diğer büyük ustalarına kadar, uzanan bir çizgi. Öte taraftan Cambridge’de Pigou, Keynes, J. Robinson’ı zikredebiliriz.Hülasa bütün bunların içinde adam rahatsız. Çünkü okutulan iktisat, iktisat değil, mistik iktisat. İşte ben bu büyük usta üstünde çalışıyorum. Elim kalem tutmasıyla birlikte benim de hocalarım oldu. Evvela onlara minnet borcumu ödemekle başladım. Süheyl Ünver ve Sabri Ülgener’i yazdım. Şimdi bu büyük iktisat filozofuna gelmiş bulunuyorum.

Gelelim asıl konuya. Yazdığım makalelerden bazıları kitaplaştı. “Osmanlıdan 21. yüzyıla” bu toplama esere bir önsöz yazdım. Bugün burada anlatacaklarım bu önsözün tafsilinden ibaret olacak. Bu makaleler dizisinde kültürel değişmeler, ekonomik değişmeler ve devlet felsefesinin değişmeleri ortaya koydum. Ekonomik düzlemde çok ciddi değişmeler olmuştur. Kültürel birikimimizde çok ciddi değişmeler olmuştur. Bu ikisinin omuz verdiği devlet felsefesinde ne kadar değişmeler olmuştur? Kabuk mu değişmiştir? Yoksa öz kendini muhafaza edip esvap mı değişiyor? Bunları incelemeye çalıştım. Söze iktisatla başlamak istiyorum. Çok öz olarak Osmanlı sürüklenişi içerisinde ekonominin tespiti, tayini ve hududu devlete ait. Biz buna ’ilm-i tedbir-i devlet’ diyoruz.. Devlet, ekonomide ne yapacağının tespiti ve tayininde karar alır, kişiye pek bir şey bırakmaz. Birey, ekonomik düzlemde tam anlamıyla özgür değildir. Devletin tespit ettiği tayin ve esaslar bir hukiki muhit içerisinde yapılır. Bu aslında Orhan Bey’in kardeşi Alaaddin Bey tarafından, ihdas edilmiştir. Ekonominin normatif esaslarının tespiti ise devlet olmadan ekonomi olmaz anlayışına dayanır. Türklerde devlet en kolay halledilen meseledir. Türkler devlet işinde uzman. Türkler tarihlerinin İslam öncesinde devlet meselesini halletmişler. 1299 senesinde Söğüt’te bir uç beyi, Osmanlı Beyliği, Anadolu haritasına baktığınız zaman yamalı bir bohça gibidir. Öte tarafta küçülmeye yüz tutmuş fakat on asırdır ayakta kalmaya çalışan devlet felsefesini başarmış bir Bizans var.

Osman Bey, sikke kesmiyor. Nümizmatik kayıtlara göre sikke kesmeyi hukuki muhitin kararı olarak Alaattin Bey, ağabeyi Sultan Orhan’a iletiyor.

Ekonominin esası toprak düzeni ki miri arazi rejimine dayanır, bir fiyatlarda narh sistemi var. Narh, 1860’lara kadar sürmüş, en uzun soluklu olmuş bir fiyatlama anlayışı. Osmanlıyı ayakta tutan diğerleri, gerek toprak rejimi olsun, gerek para olsun zaman içinde yıpranıyor. Vergiler ise sürekli değişiyor, zaman içinde yeni vergiler konuyor. Fakat fiyatlardaki istikrarı narh yoluyla sağlamak o kadar uzun soluklu devam etmiş ki bu iktisat politikası aleti ile ana kütle Osmanlı asırlarında korunmuştur. Fakat bunun yanı başında bu devletçi uygulamayı kolaylaştıran devletten yana ideolojik kırılma var. Biz buna “zihniyet kırılması” diyoruz. Bizim insanlarımızın iktisadi maddeye bakışları yahut iktisadi maddeye münasebetlerine baktığımız zaman görüyorsunuz ki onlar pek bu dünyaya ait adamlar değil. “Değmez bu dünyaya” ya da “kefenin cebi mi var?” Bu ifadeler, halkın adeta vuran nabzı olmuş. Bir devrin zihniyet aynası olarak bize o insanların kainat anlayışını veriyor. Bir tarafta devletin koyduğu normatif esaslar, öte tarafta dünya hırsı olmayan insanlar. Maddeyle olan mesafesi yok. Bu zihniyet dünyasını besleyen güç de batini tasavvuf. Demek ki bu zihniyet dünyası İslam’a göre şekilleniyor. Çok öz çizgiler içerisinde söylemek gerekirse, bu dükkanını geç açıp, erken kapatmadır. Bir sermaye birikiminin peşinde olmak, hele bu sermaye birikimini bir soy ağacına dönüştürmek gibi meseleleri yok. Kaldı ki devletin bireyle olan münasebetinde devlet servetleri iğreti kılacak çok önemli bir vergi sistemi koymuş. Buna “müsadere” diyoruz. Osmanlı ekonomisini ayakta tutacaklar normatif esaslar zaman içerisinde hükmünü kaybederken, iktisadi zihniyet dünyası, bütün ağırlığıyla varlığını sürdürüyor. Batıda doğan kapitalizm, rasyonelliği getiriyor. Rasyonelliği getirince ne oluyor? Rasyonel firma, %10luk bir kazanma marjını kenarda köşede fakat riskli %50lik bir kazanca tercih ediyor. Ticari kapitalizmle elde edilen para kabına sığmıyor. Bir de bu patlamaya hazır paranın para birikimi yanı başında bulunan bilimsel bilginin evliliği insanlık tarihinde tarımsal ihtilalden sonra en büyük ihtilaldir. Bir patlama ki halen onun yansımaları var. Bu tesir sonucu bizde Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile ilm-i tedbir-i devlet karşısında yeni bir iktisat anlayışını, bireyi getirecektir. Ekonomik çarkın çevrilme gücünü, nasıl batı bireyi kişisel çabalarıyla sağlamışsa, potansiyel olarak her bireyde var olan gücü, harekete geçiriyor. Buna liberalizm diyoruz, bireyi harekete geçirecek rüzgar kapitalizmin yarattığı bir dalgadır. Tanzimat’la beraber fermandaki can ve mal güvenliği bu çok önemli bir ibare, daha evvelden can güvenliği yok. Hülasa bu defa zihniyet dünyasında, Tanzimat sonrasında bir kırılma meydana geliyor. Ana kütle, çevrede bulunanlar, köy ve şehir ayrımı var. Fakat Osmanlı’da bir tek şehir var, İstanbul. İstanbul’da bir kıpırdanma oluyor. Fakat Webergil fikri zıplama ile değil de biraz suni bir döllenme sonucu meydana geliyor. Zaten gayri müslimler, Ermeniler, Yahudiler, İtalyan Katolikler ekonomiyi biliyor. Bu hal Sultan II. Abdülhamit dönemine kadar sürüyor. Ondan sonra Cumhuriyete kadar uzanmış bir hikaye var.

Cumhuriyet ne yaptı? Bir zihniyet dünyamız var. 80 yıllık Cumhuriyet, Osmanlı’dan intikal eden bu zihniyeti rasyonel çizgiye oturtamadı. Bence Türkiye’mizin içinde bulunduğu sorunlarının kaynağı buradadır. Bizim insanımız rasyonel değil. Sağlıklı bir şekilde firmayı kuramadığı için, teknolojiyi takip edemiyor. Herkeste bir rahatlık var. Batıda yok böyle bir şey. Devlet meselesine geldiğimiz zaman eğer toplumun bireyi devletin temel yapısında söz sahibi ise, ki batıda böyledir, söz sahibi olmak, ona parasal katkıdan seçme seçilme hakkına kadar gider. Buna Alman filozofu Herden’den aldığımız kavram ile halk ruhu diyoruz. Halbuki Türkiye’de politik toplumda bir bütün olarak halkın ruhundan bahsedemiyoruz. Türkiye’deki hakim olan devlet felsefesi, 1068 de Tuğrul ve Çağrı beyler tarafından taslağı çizilmiş. Devlet ruhu nedir? Yani devlet bireyin içinde ve üstündedir. Atatürk de bile bu böyledir. Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, lakin Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidat olacaktır. Niçin bunu söylüyor? Burada hakim olan devlet ruhudur. Bugün de Türkiye’de üzerine titrenen de budur. Bunun da sahipleri vardır. Ordudur, zinde kuvvetlerdir. Türkiye’nin artısına gelince: çok rahat ve hesap vermeden kan vergisi alabiliyor. Batının artısı rasyonellik. Bugün Avrupa birliği ret edilmeyecek bir iktisadi tamlaşma içerisinde. Buna mukabil birleşik bir devlet düzeni kuramayacakları için de kağıttan bir kaplandır. Avrupa Birliği içerisinde ekonominin dışında bir devlet yoktur. Tek tek belki mükemmel polis teşkilatları vardır. Bugün Avrupa’nın ordusu 68.000 kişidir ve hepsi de profesyonel askerdir. Profesyonel asker savaşta can vermez. Bugün dünyanın en mobilize ordusu Türk ordusudur.

Şimdi Batı Avrupa ilişkilerine geldiğiniz zaman, benim kişisel kanaatim şudur: Rasyonel bir iktisadi bünye ile tamlaşmak. Yeryüzüne baktığımız zaman rasyonel 2 tane entegrasyon görüyorsunuz. Bunlardan bir tanesi tartışmasız Amerika diğeri Avrupa. Ortaya çıkan çatışma dolar-euro çatışması, bunun bir sonucudur. Amerika, lisan birliğini sağlamış. Avrupa’da 13 tane farklı dil var. Bu 13 tane tercüman demektir. Bu sayı daha da artacak. Bütçelerinin %30 undan fazlasını tercüme masraflarına gidiyor. Avrupa Birliği, kısaca kan vergisi toplayamayacak olan bir rasyonel iktisadi bütünden ibarettir. Artılar ve eksiler bunlardır. Onlar Türkiye’nin artılarını ve eksilerini çok iyi bilirler. Netice ne olur; kişisel kanaatimi söylüyorum, Avrupa’dan hiçbir şey olmaz. Bizim sorunumuz rasyonellik sorunudur. Çin, Rusya bunlardan da hiçbir şey olmaz. Bunlar da rasyonel değil. Türkiye eğer rasyonel olabilseydi 1989–99 Rusya’nın çözülmesiyle beraber bugün Türk devletleriyle beraber 250 milyonluk bir ana kütle ile bunların karşısına dikilebilirdi. Halbuki devletçilik, Türkiye’yi uyuşturmuş, rasyonellik yolunda hiç olmadı 1950’den sonra ciddi bir engel olmuştur.

Türkiye’de asker bile savunma sanayii ile dışa bağımlılığını belli bir düzeye çekebilmek için çalışıyor. Evvelden hukukunu kendisi yaptı asker, sonra tababetle işini halletti. Askeri savunma sanayiinin oransal bağımlılığının aşağı rakamlara çekebilmek de rasyonelliğin bir ifadesidir. Anahtar kavram rasyonellik. İrrasyonelliğin de artıları var. Şu konuşma bile rasyonellik adına irrasyonel bir şekilde yapılmakta. Ben böyle bir konuşmayı nerede yapabilirim? Hiçbir yerde yapamam. Ama görüyorsunuz ki ne kadar biz bize, samimi bir hava içinde yapıyoruz. Evet sorun nereye doğru gidiyoruz? En son ve en erken çıkış, Kılıç Paşa’dan geldi. Bence bu, dört dörtlük bir tespit. Asker anlıyor Avrupa’nın ne olduğunu. Amerika yanında olmak şartıyla, bunun da rezervasyonunu yapmış. Bunu kenara koyduktan sonra İran, Rusya diyor. Niye İran? İran’ı yanına almakla kendi iç işlerindeki sorunları halledeceği için. Size şunu belirteyim ki Türk devlet geleneğinde devlet, dinin üstündedir. İran’da devlet geleneğinde din, devletin üstündedir. Bunu karıştırmayın. Çünkü Türklerde devlet geleneği olursa dini yürütürsün. Bana kalırsa bizim din anlayışımıza göre, biz evvela, kendi işlerimizi tezyin ettikten sonra sokağa çıkarız. Türklerde gelenek bu. İran’da ise sokaktan eve girerler. Bunu anlamak zor. Paradigma farkı ama bu alışılagelmiş rahatlığı, esnekliği oraya gittiğin zaman aynı dinden olmana rağmen daha iyi ortaya çıkacaktır.

Şimdi efendim benim sözümün özü, Türkler yarınki dünya hayatından bu pastadan pay sahibi olacak bir millet. Yani bizim ekonomimizin, potansiyel olarak bunda hakkı var. Bunu görür gibi oluyorum. Fakat Amerika’nın endişesini çözmek lazım. Çünkü Amerika için de ciddi endişelerim var. Endişelerimden bir tanesi borsa endeksi olması gereken rakamın üzerinde. Bunun da temel sebebi güvenden kaynaklanıyor. Bu güven yara almanın eşiğine çekilmiş bir halde.

Evet efendim yaşayan görecek. Avrupa’nın birleşik bir devlet statüsüne geçeceğine inanıyorum. Bayan Thatcher’in Avrupa Birliği için söylediğini unutmayalım! Niye İngiltere dahil olmuyor? Türkiye ile Amerika, Türkiye ile İngiltere Avrupa’yı akordeon gibi sıkıştıracak. Benim ileriye dönük spekülasyonum bu.





AHMED GÜNER SAYAR

BİBLİOGRAFYASI

1- “Son Osmanlılar”, “Bozok Gazetesi (Yozgat)” 24 / 25 Ağustos1967. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 11-13]

2- “B. Mandeville – J. M. Keynes İlişkisine Yeniden Bir Bakış”, “İ. Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası”, Cilt 35, (1977), sf. 97 – 123.

3- “İktisadi Düşüncede Moral – İmmoral Çatışması Üzerine Notlar Mandeville Üzerine Bir Kitap”, “İ.Ü İktisat Fakültesi Mecmuası”, Cilt 37, (1980), sf. 247 – 255. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 185-186]

4- “Profesör Ülgener İçin”, “İktisat Dergisi”, No: 223 – 224, (1983), sf.9. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 185-186]

5- “Profesör Sabri Ülgener Bibliografyası”, “İktisat Dergisi”, sayı 223 – 224, (1983), sf. 10 – 11.

6- “Sundry Notes on Mandeville’s Treatment of Value Theories”, “İ.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi”, Cilt 1, (1983), sf. 287 – 290.

7- “Ülgener’i Yeniden Okurken”, “Cumhuriyet”, (13. IX.1984). [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 187-190]

8- “Osmanlı Devletinde Padişahların İlmî Çalışmalar Üzerindeki Kontrolüne Dair Bazı Tesbitler”, “İ. Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi”, Cilt 2, (1984), sf. 225 – 263. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 17-26]

9- “Osman Nuri Ergin ve Çağdaş Türk Düşüncesindeki Yeri”, “İ. Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi”, Cilt 2, (1984), sf. 249 – 254. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 78-83]

10- “Sabri Ülgener’in Bıraktığı Miras”, “İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası”, Cilt 43, (1987), sf. 27 – 34. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 191-200]

11- “H. W. Stuart’a Dair Notlar”, “İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası”, Cilt 43, sf. 45 – 55.

12-“Osmanlı İktisat Düşüncesinin Çağdaşlaşması”, (İstanbul,1986). [II. Baskı, (İstanbul, 2000)]

13- “Osmanlı İktisat Düşüncesinde Para ile İlgili Temel Sorunlar ve Bir Merkez Bankası Kurulması Fikri”, “İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi: Vakur Versan’a Armağan”, Yıl 6, Sayı 1 – 3, (1985) sf. 207 – 214. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 106-114]

14- “Ord. Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver’in Çağdaş Türk Düşüncesindeki Yeri”, “Ord. Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver (1898 – 1986), (yay. E. k. Unat), (İstanbul, 1986), sf. 51 – 57. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 88-96]

15- “A. G. Sayar’la Söyleşi”; “Tercüman”, (21 – 22, Ocak, 1988). [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 115-120]

16- “Melamilik ve Osmanlı Ekonomisi Üzerindeki Etkileri”, “Tarih ve Toplum”, Sayı 51 (1988) , sf. 19 – 21. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 27-35]

17- “Marjinalizmin Türkiye’ye Girişine Dair Notlar”, “İ. Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası “, Cilt 45, (1987), sf. 415 – 423. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 178-189]

18-“İdris Küçükömer Hocamıza Dair Düşünceler ve Hatıralar”, “Toplum ve Bilim”, 45, (1989), sf. 71 – 76. [Aynı yazı “İdris Küçükömer – Bütün Eserleri 6 : Anılar ve Düşünceler (İstanbul, 1994), sf. 181 – 188; A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 211-220]

19- “150. Yılında Tanzimat’a Dair Düşünceler”, “Türkiye Günlüğü”, Sayı 8, (1989), sf. 6 – 8. [Aynı yazı “Türkiye Günlüğü”, Sayı 9, (1989), sf. 60 – 62; A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 145-151]

20- “Ömer Celâl Sarc, (1901 – 1988)”, “Türkiye Günlüğü”, sayı 10, (1990), sf. 80 – 81. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 178-182]

21- ‘The Intellectual Career of an Ottoman Statesman : Sadık Rıfat Pascha (1806 – 1858) and His Economic Ideas’, “Revue d’Histoire Maghrebine”, No. 59 – 60, (1990), sf. 125 – 129, [ Aynı yazı : “İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi”, Sayı 16 – 19, (1997 – 1998), sf. 75 – 78 ]

22- “F. Braudel’in Akdeniz’i”, ‘Türkiye Günlüğü”, Sayı 11, (1990), sf. 152 – 154. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 36-43]

23- “Türk Bilim Kafasının Doğuşunda Batı Tesiri”, “Toplum ve Ekonomi”, Sayı 2, (1991), sf. 5 – 13. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 215-228]

24-“Talat Paşa Berlin’de”, “Tarih ve Toplum”, Sayı 101, (1992), sf. 7 – 8. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 229-231]

25-“İnsani Değerler ve Hukuka Saygı Açısından Osmanlı Devletinde Sosyal ve Kültürel Yapıya Ait Bazı Tespitler”, “Türklerde İnsanî Değerler ve İman Hakları “, II, (İstanbul, [1992]),sf. 231 – 243. [ Özet olarak : ‘Some Aspects of the Social and Cultural Structures of the Ottoman State With Regard to Human Values and Respect for Law’, “Human Values and Human Rights Among the Turks”, (İstanbul,1996), sf. 119 – 122]. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 69-82]

26-“A. Süheyl Ünver 1898 – 1986”, (İstanbul,1994).

27-“Süheyl Ünver”, “İstanbul Ansiklopedisi”, Cilt 7, (İstanbul, 1994), sf. 342.

28-“Osman Nuri Ergin”, “TDV. İslam Ansiklopedisi”, Cilt 11, (İstanbul, 1995), sf. 297 – 298. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 72-77]

29-‘Cemil Meriç’e Dair Anılar ve Ali Bey’in Doçentliği’, “Dergah”, Sayı 66, (1995), sf. 14 – 16. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 239-254]

30-‘20.Yüzyıl Türkiye Türklüğünün Yetiştirdiği Mühim Simalardan Biri : A. Süheyl Ünver’, “Türk Dünyası Tarih Dergisi”, Sayı 105, (1995), sf. 45 – 46 [Aynı yazı : “Yeşilay” Sayı 747, (1996), sf. 13 – 14]; A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 84-87]

31-“Osmanlı’da Zanaat, Ahlak, İktisat İlişkisi’, Z. Toprak (yay.), “Anatomi Dersleri : Osmanlı Kültürü”, (İstanbul, 1995), sf. 105 – 145 [M. Genç ve E. Eldem ile] [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 44-56]

32-‘Osmanlı Kavşağında Geleneklerin Kesişmesi’, Z. Toprak (yay.), “Anatomi Dersleri : Osmanlı Kültürü”, (İstanbul, 1995), sf. 211 – 245 [ Ö. Ergenç ve Y. Cezar ile ] [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 57-68]

33-‘Süheyl Ünver’in İstanbul’u’, A. S. Ünver, “İstanbul Risaleleri”, I, (İstanbul, 1995), sf. 15 – 21. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 104-112]

34-‘Süheyl Ünver’in Atatürk’e Dair Düşünceleri’, “IV. Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Özetleri”, (İstanbul, 1996), sf. 76.

35-‘Bir Semt Monografisine Girizgah : Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı’, “Dergah”, Sayı 80, (1996), sf. 7 – 8. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 263-272]

36-‘Hasan – Âli Yazılarına Önemli Bir Zeyl’, “Tarih ve Toplum”, Sayı 158, (1997), sf. 4– 6 [Aynı yazı: “Dergah”, Sayı 84, (1997), sf. 9 – 10; A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 232 – 238].

37-“Atatürk’ün İktisat Kafasına Dair Düşünceler”, “İ. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi”, Sayı 15, (1996), sf. 61 – 66. [ Aynı yazı: “Zırhlı Birlikler”, Sayı 9, (1999), sf. 33 – 39; A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 201-214]

38-‘Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar’la Osmanlı İktisat Zihniyeti Üzerine’, “Siyasal Vakfı Bülteni”, Sayı 4, (1996), sf. 18 – 23; A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 121-133]

39-‘İstanbul’a Dair Bir Derkenar’, “İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi 1996 – 1997 Mezunları”, ([İstanbul], 1997). [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 278-281]

40-‘Ertüzün’ün Bıraktığı Boşluk’, “Türk Edebiyatı”, Sayı 293, (1998), sf. 36. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 226-228]

41-“Bir İktisatçının Entelektüel Portresi : Sabri F. Ülgener”, (İstanbul, 1998).

42-‘Bir Türk Weber’i’, “Milliyet”, (1.VII.1998)

43-‘Ahmed Güner Sayar’la Ülgener’e Doğru”, “Kitap Zamanı”, Sayı 7, (31.VII.1998), sf. 8 – 9. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 207-210]

44-“A. Süheyl Ünver Bibliografyası”, (İstanbul, 1998), [G. Mesara ve A. Kazancıgil ile]

45-‘A. Süheyl Ünver Bibliografyalarına Dair’, G. Mesara – A. Kazancıgil – A. G. Sayar, “A. Süheyl Ünver Bibliografyası”, (İstanbul, 1998), sf. 13 – 15. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 97-100]

46-‘Professor Ünver and Istanbul’, “Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları”, No. 4, (1998), sf. 263 – 266

47-‘Hz. Mevlana Dergahı Postnişini Abdülhalim Çelebi Efendi ve Türk Kurtuluş Savaşındaki Hizmetleri’, “Türk Yurdu”, Sayı 139 – 141, (1999), sf., 27 – 39. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 24-58]

48-‘Sabri Ülgener’in Bir Türk Weber’i Olarak Portresi’, “İ. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi”, Sayı 20, (1999) sf. 93 – 95. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 201-206]

49-“Hocam Profesör Yüksel Ülken’in Ardından”, “İ. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi”, Sayı 20, (1999), sf. 96 – 97 [Aynı yazı : ‘Prof. Dr. Yüksel Ülken’e Armağan”, (İstanbul, 2000), sf. 72 – 74; A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 221-225]

50-‘Ahmed Yakupoğlu için’, A. Yakupoğlu, “Minyatürlerle Nasreddin Hoca Hikayeleri”, (İstanbul, 1999), sf. 84

51-‘İktisadî Doktirinler ve 21. Yüzyıl’, “İktisat Dergisi”, Sayı 390 – 391, (1999), sf. 23 – 25 .

52-‘Süheyl Ünver’in Atatürk’e Dair Düşünceleri’, “Türk Yurdu”, Sayı 144, (1999), sf. 32 – 35. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 113-122]

53-‘Nermin Suner – Pekin’i Rahmetle Anarken : Bir Vefa Borcu’, “Türkiye Günlüğü”, Sayı 56, (1999), sf. 74 – 77. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 255-262]

54-‘Vefatının 25. Yılında Sahhaf Raif Yelkenci’ye Dair Anılar ve Düşünceler’, “Simurg”, Sayı 1, (1999), sf. 6 – 39. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 123-177]

55-‘Dünden Bugüne Osmanlı İktisat Düşüncesinin Temel Unsurlarına Bir Bakış’, “Türk Yurdu”, Sayı 148 – 149, (1999 – 2000), sf. 17 – 19. [Aynı yazı: “Osmanlı Devleti ve Bozok Sancağı”, (yy.,2000) sf. 569 – 573].

56-‘Osmanlı Devleti’ndenTürkiye Cumhuriyeti’ne İktisadi Bir Verasetin Anatomisi’, “Osmanlı”, VII, (Ankara, 1999), sf. 569 – 573 [Aynı yazı: ‘The Anatomy of an Economic Heritage from the Ottoman State to the Turkish Republic’, “The Great Ottoman – Turkish Civilization”, III, (Ankara, 2000), sf. 253 – 258; A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 190-200]

57-‘Prof. Ahmed Güner Sayar İle Genç SBF’liler Üzerine...’, “SBF. Bülteni”, (Şubat – Mart 2000), sf. 1 – 2.

58-‘1923’ten 2000’e Cumhuriyet Dönemi Türk Ekonomisi’, Y. Hacaloğlu (Haz.), “Türk Ocakları Yüzyıllığı”, (Ankara, 2000), sf. 359-374. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 229-249]

59-‘İsmail Saib Efendi’nin Vefatına Düşülen Tarihler’, “Simurg”, sayı 2-3, (2000), sf. 6-13. [Aynı yazı: A. G. Sayar, “Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000), sf. 17-23]

60-‘Mandeville in ‘The General Theory’ and F. B. Kaye’, “İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi”, sayı 21-22, (1999-2000), sf. 51-59.

61-‘Tunuslu Hayreddin Paşa’nın İktisadi Görüşlerine Dair Bir Not’, “İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi”, sayı 21-22, (1999-2000), sf. 60-67. [Aynı yazı: “Türk Yurdu”, sayı 158, (2000), sf. 23-30; [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 158-177]

62-“Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri”, (İstanbul, 2000).

63-‘Osmanlı’da Kültürel Yapının Ekonomik Düzlemden Daha Uzun Soluklu Oluşuna Dair Notlar’, “Akademik Araştırmalar Dergisi”, Sayı 4-5, (2000), sf. 155 – 163. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 134-144]

64-'Hasan Ali Yücel'de Hz. Mevlana Sevgisi ve Mevleviliği', "Uluslararası Mevlana Bilgi Şöleni", (Ankara, 2000), sf. 291-308.

65-'Küreselleşmenin Politik Toplum ve Kurumsal Faktörlere Olan Etkilerine Dair Birkaç Not', "Yozgat Divanı", Sayı 1, (2001), sf. 7-9. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 262-269]

66-'Avrupa Birliği ve Türkiye: Muhtemel Bir Ortaklığın İcmaline Dair Notlar', M. Kahramanyol (haz.), "Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri", (Ankara, [2001]), sf. 54-62; 68-69. [Aynı yazı: A. G. Sayar, "Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001), sf. 250-261]

67-'Tanıdığım A. Süheyl Ünver', "Bütün Dünya", (Eylül 2001), sf. 23-27.

68-'İsmail Necati Efendi', éTDV. İslam Ansiklopedisi", cilt 23, (İstanbul, 2001), sf. 115.

69-'Eseri Takdim', H. Top, "Mevlevi Usul ve Adâbı", (İstanbul, 2001), sf. 16-18.

70-"Osmanlı'dan 21. Yüzyıla", (İstanbul, 2001).

Tercümeler :

71-N. Barett, ‘İktisadi Durgunlukla Nasıl Başedebiliriz ?’, “İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası”, Cilt 35, (1977), sf. 247 – 255


Yorum Ekle

YORUMLAR


4847 kez görüntülenmiştir.

FOTOĞRAF ALBÜMÜ

Mezunlar Derneğimizin Mentorluk projesi olan
Mezunlar Derneğimizin Mentorluk projesi olan "Enderun Kapısı" 25. yıl etkinliklerinin ilki Işık Okullarında yapılan bir tanıtım toplantısıyla başladı

SON ÜYELERİMİZ


1988-FERRUH ÇINAR

2000-TURGAY YANAR

2008-JALE KOHEN